27 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleşen CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na dair “mutlak butlan” kararı, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) gündemine geldi. Ancak YSK, bölge mahkemesinin itirazını reddederek tartışmalara yol açan bir karar verdi. O gün YSK’da yaşanan gelişmeleri ve kurulun aldığı bu tartışmalı kararı, seçim hukuku alanında uzman kişiler değerlendirdi.
Nefes yazarı Nuray Babacan’ın aktardığına göre, YSK üyeleri CHP’nin itirazını incelerken hukuki çelişkilerin farkına varamadı. Mahkemeye yapılan başvuru yalnızca 38. Kurultay’ı kapsamasına rağmen, istinaf mahkemesi YSK’nın daha önce geçerli saydığı 39. Kurultay ve tüzük değişikliklerini de göz ardı etti. YSK, “Daha önce hukuken geçerli saydığımız 39. Kurultay mazbataları halen geçerlidir” ifadesiyle tartışmaları sonlandırma fırsatı yakalayabilecekken, “Biz hukuk mahkemelerinin temyiz makamı değiliz” diyerek sorumluluktan kaçındı. Bu tutum, seçim yargısına duyulan güveni zedeledi ve YSK’nın “Bu sorunu yargı başlattı, yargı bitirsin; bizi bulaştırmayın” şeklindeki yaklaşımını ortaya koydu.
YSK, Bölge Adliye Mahkemesi’nin “gereğini yapın” talimatını içeren yazıyı geri göndererek adli yargının kararlarını uygulamayacağını kesin bir dille ifade etti. Kurul, “tam kanunsuzluk” yetkisinin yalnızca il ve ilçe seçim kurullarının kararları için geçerli olduğunu belirterek adli yargı kararlarına müdahale etmeyeceklerini savundu. Ancak hukukçular, YSK’nın kendi tescil ettiği seçim sonuçlarına sahip çıkmamasının, asliye hukuk mahkemelerinin seçim sonuçlarını değiştirebileceği konusunda endişe verici bir emsal oluşturduğuna dikkat çekti.
Ayrıca, CHP’nin 15 yıllık YSK temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel yönetiminin itiraz başvurusu nedeniyle görevden alınmasıyla ilgili olarak YSK’da üzüntü yarattı. Kılıçdaroğlu ile uzun süredir çalışan ve AKP iktidarının bile hedef almadığı Yakupoğlu’nun genel başkanın talebini yerine getirdiği için cezalandırılması, “kişisel duygularla hareket edildiğinin” bir kanıtı olarak değerlendirildi. Babacan, bu durumun muhalefet içindeki odağın yalnızca genel merkez iktidarına dayandığını gösterdiğini ifade etti.
