EFNAN ATMACA İSTANBUL – “Fadonun kasırgası” olarak anılan Sara Correia, 54. İstanbul Müzik Festivali’nde şehrin en özel mekânlarından İstanbul Arkeoloji Müzeleri Bahçesi’nde dinleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Henüz 12 yaşındayken fado söylemeye başlayan ve 13’ünde Portekiz’in en köklü yarışması Grande Noite do Fado’yu kazanan Correia; Avrupa’dan Güney Kore’ye ve Şili’ye kadar üç kıtaya yayılan bir hayran kitlesine sahip. 33 yaşındaki Correia, Avrupa Birliği Konseyi Portekiz Başkanlığı’nın açılış töreninde Portekiz Senfoni Orkestrası eşliğinde sahneye çıktı, Brezilya’da Portekiz Dili Müzesi’nin yeniden açılışında konser verdi, Las Vegas’ta Latin Grammy Ödülleri gecesinde sunuculuk yaptı, “Glória” adlı dizide rol aldı, Fas ve Tunus konserleriyle dördüncü kıtaya uzandı. 2024’te 80 konserlik bir dünya turnesi gerçekleştirdi. Geleneğin moderniteyle, samimiyetin görkemle ve sükunetin tutkuyla buluştuğu bir müzik yapan Correia, yarın gerçekleşecek konser öncesi Milliyet’in sorularını cevapladı.
■ Fado tüm dünyada dinlenen ve sevilen bir müzik türü. Siz bunun nedenini nasıl açıklarsınız? Fadonun mesajı, geçirdiği duygu nedir?
Bence fadonun dünyanın her yerinde karşılık bulmasının nedeni, herkese ait duygulardan söz etmesi. Aşk, özlem, kayıp, umut ve hatıralar her kültürde var. İnsanlar sözleri anlamasalar bile duyguyu hissedebilirler. Benim için fado, hakikatin sesidir. İçimizdeki en derin ve en insani duyguları ifade etmenin bir yoludur. Bu yüzden farklı ülkelerden dinleyiciler onunla kolayca bağ kurabiliyor.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin
■ Fado kader ve yazgı anlamına geliyor. Sizin için ne ifade ediyor bu kelimeler? Portekiz’in sesini dünyaya duyurmak, bu kadar çok sevilmek, kültürünüzü tanıtmak yazgınızda var mıydı?
Kader, benim için geriye dönüp baktığımda daha anlamlı hâle gelen bir kavram. Hayatımda yaşananların hiçbirini tam olarak planlamadım ama müzik her zaman yanımdaydı. Fadonun içinde büyüdüm ve zamanla onun benim yolum olduğunu anladım. Bugün hissettiğim şey büyük bir minnettarlık. Portekiz’i temsil etmek ve dünyanın farklı yerlerinde insanların kültürümüzle bağ kurduğunu görmek bir ayrıcalık olduğu kadar büyük bir sorumluluk da taşıyor.
■ Kader ve yazgı bizim kültürümüzde de önemli bir yer tutar. Türk kültürüyle tanışıklığınız oldu mu? Yakın bulduğunuz özelliklerimiz var mı?
Evet, özellikle müzik aracılığıyla ve insanların sıcaklığı sayesinde. Türkiye’de bulunduğum zamanlarda seyirciyle çok güçlü bir duygusal bağ hissettim. Türk kültüründe derinlik, hüzün ve aynı zamanda büyük bir tutku var; bunlar Portekiz ruhuna da çok yakın duygular. Duygulara, aileye ve geleneklere verilen önem açısından kültürlerimiz arasında güçlü benzerlikler olduğunu düşünüyorum. Bu da insana hemen bir yakınlık hissi veriyor.
■ Gelenekle moderni birleştiriyor ve kültürler arası köprüler kuruyorsunuz. Müziğin nasıl bir gücü var sizce, aynı dili konuşmayan insanları ezgilerle bir araya getiriyor?
Müzik, kelimelerden önce gelen bir dili konuşur. İnsanlara doğrudan duygular aracılığıyla ulaşır. Bunu özellikle yurt dışındaki konserlerimde hissediyorum. İnsanlar bazen tek bir cümleyi bile anlamıyor ama hissedilen her şeyi anlıyorlar. Müziğin en güzel gücü de bu bence; bizi ayıran şeylerden çok, ortak yanlarımız olduğunu hatırlatması.
‘Kadınlar güç ve kırılganlık arasında seçim yapmak zorunda bırakılmamalı’
■ Yeni albümünüz “Tempestade”de tamamı kadın bestecilerin eserlerini seslendiriyorsunuz. Portekiz kadın hakları açısından nasıl bir ülke? Kadınların karşılaştığı zorluklar hakkında ne düşünüyorsunuz?
“Tempestade”, çok kadın ruhunu taşıyan bir albüm ve kadın bestecilerin eserlerine yer vermek benim için çok doğal bir seçimdi. Portekiz’de ve dünyanın birçok yerinde önemli ilerlemeler kaydedildi ancak hâlâ gidilecek yol var. Kadınlar pek çok alanda eşitsizliklerle ve görünmez engellerle karşılaşmaya devam ediyor. Bu nedenle daha fazla alan açmanın, görünürlük sağlamanın ve fırsatlar yaratmanın önemli olduğuna inanıyorum. Sanat da farklı seslerin duyulmasına katkı sağlayabilir. Bana göre güç ve kırılganlık bir arada var olabilir; kadınlar bu ikisi arasında seçim yapmak zorunda bırakılmamalı.
The post ‘Müzik, kelimelerden önce gelen bir dili konuşur’ appeared first on Kilis Egitim.